SİVAS

Ramazan’ın ilk günlerine denk gelen 27-29 Mayıs tarihlerinde Sivas’taydım. İstanbul’dan sabah uçuşuyla oraya ulaştım. 7-8 sene önce Adana’daki bir etkinlikte tanıştığım arkadaşın evine gittim direkt. İlk etapta Sivas’ta gezecek pek bir yer olmadığına beni inandırarak uyumama sebep oldular. ?

Öğleden sonra 2-3’e kadar uyuduktan sonra uyanıp kahvaltımızı yaptık. Kahvaltı sırasında nereye gidelim diye düşünürken şelalelerin bulunduğu Sızır’a gitmeye karar verdik. Sızır, Sivas’ın 130km kadar güneybatısında bulunuyor. Oraya tabi ki otostop ile ulaştık. Sızır şehrine ulaştığımızda dikkatimizi çeken ilk şey yavaş ilerleyen araçlar oldu, dolmuş taksi farketmiyor, millet 20 km/h’nin üzerine çıkmıyor.  ?

Şelalede bir süre oyalandıktan sonra alabalık tesisine gidip balık yedik. 70-80 lira tutan fiyatı allem kallem ederek 30’a düşürdük. Ordan çıkıp sağanak yağış altında otostop ile Sivas’a döndük.

Ertesi gün yine öğleden sonrayı bulan uyuma maceramızın ardından şehir merkezini dolaşmaya karar verdik. İlk olarak aynı noktada bulunan Şifaiye, Çifte Minareli ve Buruciye Medreselerini dolandık. Medreseler içerisindeki tarih yıkılarak cafelere ve incik boncuk satılan mekanlara dönmüş durumda. Pek bir hikaye bırakılmamış anlayacağınız.

Medreselerden ayrılıp hemen karşılarında bulunan, onarımı yeni tamamlanmış ancak iç dizaynı henüz tamamlanmamış olan Sivas Kongresinin yapıldığı binayı dolaştık. İç dizaynı tamamlandıktan sonra oldukça etkileyici olacağına inandığım müzeyi gezmenizi öneririm.

Müzeden ayrılıp Tarihi Taşhan Çarşısına gidip çaylarımızı yudumluyoruz, içerisinde bulunan aslanlı çeşmeden su içebilirsiniz.

Burdan da ayrılıp minaresi eğik olan Ulu Camii’ne gidiyoruz. Onarımı sırasında bulunan inşa ve onarım kitabelerine göre 1196-1197 yıllarında yapıldığı biliniyor. Eğik minaresinin yaz-kış aylarından eğiminin artıp/azaldığı söyleniyor.

Yorumunuz bizim için değerli

scriptsell.neteDataStyle - Best Wordpress Services